Çocuklarda Ayrılık Kaygısı

Kreş ya da okul kapısında ağlayarak bacaklarınıza sarılan, “Gitme anne, gitme baba!” diye yalvaran bir çocuk… Bu sahne pek çok ebeveyn için tanıdık ve bir o kadar da yürek burkan bir deneyimdir. Çocuklarda ayrılık kaygısı, gelişimin oldukça yaygın ve genellikle geçici bir parçasıdır; ancak bazı durumlarda ekstra destek gerektirebilir.

Ayrılık Kaygısı Nedir?

Ayrılık kaygısı, çocuğun bağlandığı kişiden (genellikle ebeveyn) ayrılırken yoğun korku, üzüntü ya da huzursuzluk yaşamasıdır. Bu durum 6-7 aylık bebeklerde başlayabilir, 1-3 yaş arasında zirveye ulaşır ve genellikle okul öncesi dönemde belirgin şekilde azalır. Aslında bu, çocuğun bağlandığı kişiyle güçlü bir bağ kurduğunun ve nesne sürekliliğini (kişinin gözden kaybolsa da var olmaya devam ettiğini) henüz tam kavrayamadığının bir göstergesidir.

Amerikan Pediatri Akademisi’nin (AAP) hazırladığı kaynak, ayrılık kaygısının bebeklik ve okul öncesi dönemde tipik bir gelişim aşaması olduğunu, ancak okul çağında devam eden ya da yoğunlaşan kaygının değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.

Belirtiler Nelerdir?

Ayrılık kaygısı yalnızca ağlamakla sınırlı değildir. Aşağıdaki belirtilere dikkat etmek faydalı olabilir:

  • Ebeveynden ayrılırken yoğun ağlama, çığlık atma ya da bedensel olarak tutunma
  • Okula/kreşe gitmeden önce karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı gibi bedensel şikayetler
  • Ebeveynin başına bir şey gelecek diye duyulan aşırı korku (“Ya bana gelirken kaza yaparsan?”)
  • Tek başına uyumakta güçlük, gece ebeveynin yanına gelme
  • Ebeveynden ayrı kalacağı etkinliklerden (doğum günü, kamp, arkadaş evi) kaçınma
  • Ayrılık öncesinde uyku ve iştah sorunları, huzursuzluk

Bu belirtiler, özellikle yeni bir ortama başlarken (kreş, okul, taşınma, kardeş doğumu) ilk haftalarda artabilir. Bu durum çoğunlukla zamanla ve doğru destekle azalır.

Ayrılık Kaygısı mı, Yoksa Ayrılık Kaygısı Bozukluğu mu?

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Gelişimsel ayrılık kaygısı ile ayrılık kaygısı bozukluğu farklı şeylerdir. NCBI’da yayımlanan klinik kaynaklara göre, bozukluktan söz edebilmek için kaygının yaşa uygun olmayan düzeyde olması, en az 4 hafta sürmesi ve çocuğun günlük yaşamını (okula gitme, sosyalleşme, uyku) önemli ölçüde etkilemesi gerekir.

Yani bir çocuğun ilk okul gününde ağlaması son derece normaldir. Ancak aylar geçtikçe bu kaygının azalmaması, hatta artması; ya da okula gitmeyi tamamen reddetmesi, daha yakından bakılması gereken bir durumdur.

Evde Uygulanabilir Öneriler

  1. Vedalaşma rutini oluşturun, ama kısa tutun. Tutarlı bir veda ritüeli (özel bir kelime, kısa bir sarılma) çocuğa güvenlik hissi verir. Ancak uzun, tekrar tekrar geri dönülen vedalar kaygıyı artırır.
  2. Söz verdiğiniz şeyi yapın. “Seni 4’te alacağım” dediyseniz tam zamanında orada olun. Güven, tutarlılıkla inşa edilir.
  3. Duygusunu onaylayın, durumu küçümsemeyin. “Hiç bir şey yok, ağlama” demek yerine “Ayrılmak senin için zor, anlıyorum; ama ben döneceğim” demek çocuğun duygusunu görmezden gelmeden güven verir.
  4. Kademeli alıştırma yapın. Yeni bir ortama (kreş, okul) başlamadan önce kısa ziyaretler yapmak, ortamı önceden tanımak kaygıyı azaltabilir.
  5. Geçiş nesneleri kullanın. Küçük bir aile fotoğrafı, ebeveynin kokusunu taşıyan bir eşarp veya sevdiği bir oyuncak, ayrılık sürecinde çocuğa bağlanma figürünü hatırlatabilir.
  6. Kendi kaygınızı yönetin. Çocuklar ebeveynlerinin duygusal durumunu hızla algılar. Sizin de tedirgin görünmeniz, çocuğun “Demek burada gerçekten tehlikeli bir şey var” diye düşünmesine yol açabilir.

Ne Zaman Uzman Desteği Almalısınız?

Aşağıdaki durumlardan biri söz konusuysa bir çocuk psikoloğuyla görüşmek faydalı olabilir:

  • Kaygı 4 haftadan uzun sürüyor ve yoğunluğu azalmıyor
  • Çocuk okula/kreşe gitmeyi tamamen reddediyor
  • Bedensel şikayetler (karın ağrısı, baş ağrısı) sıklaşıyor ve tıbbi bir neden bulunamıyor
  • Uyku, yeme ya da günlük rutinler ciddi şekilde bozuluyor
  • Kaygı, yaşına uygun olmayan bir yoğunlukta veya panik düzeyinde seyrediyor
  • Aile içinde son dönemde önemli bir değişiklik (boşanma, taşınma, kayıp) yaşandı ve kaygı bu süreçle birlikte arttı

Çekmeköy’de çocuk psikoloğu olarak ayrılık kaygısı yaşayan çocuklar ve aileleriyle birlikte çalışıyorum. Kaygıyı azaltmak için kullanılan oyun temelli teknikler ve kademeli alıştırma yöntemleri, çocuğun kendi hızında güven geliştirmesine destek olur. Çekmeköy’de çocuk terapisi hakkında bilgi almak için iletişim sayfamızdan randevu oluşturabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Ayrılık kaygısı kaç yaşına kadar normaldir?

Ayrılık kaygısı genellikle 6-7 aylıkken başlar, 1-3 yaş arasında en yoğun dönemini yaşar ve okul öncesi yıllarda azalmaya başlar. Okul çağına gelindiğinde kaygının önemli ölçüde azalması beklenir; ancak her çocuğun süreci farklı hızda ilerleyebilir.

Çocuğum okula gitmek istemiyor, zorla göndermeli miyim?

Tek seferlik bir isteksizlik genellikle endişe gerektirmez. Ancak süreklilik kazanan ve günlük yaşamı etkileyen bir okul reddi durumunda, zorlamadan önce nedenini anlamak önemlidir. Bu durumlarda bir çocuk psikoloğuyla görüşmek, hem nedeni anlamak hem de kademeli bir çözüm planı oluşturmak için faydalı olabilir.

Ayrılık kaygısı sonradan da ortaya çıkabilir mi?

Evet. Daha önce ayrılık kaygısı göstermeyen bir çocukta, taşınma, kardeş doğumu, boşanma veya bir kayıp gibi yaşam olaylarının ardından ayrılık kaygısı yeniden veya ilk kez ortaya çıkabilir. Bu durumda yaşanan değişimle bağlantılı olarak değerlendirme yapmak önemlidir.

Çekmeköy’de çocuk psikoloğuna nasıl ulaşabilirim?

Çekmeköy çocuk psikoloğu Burcu Gerz'e 0531 979 95 54 numaralı telefondan veya burcugerz.com/ üzerindeki iletişim formu aracılığıyla ulaşabilirsiniz. Muayenehane, Merkez Mah. Vezir Sk. No:11/4, Çekmeköy / İstanbul adresinde hizmet vermektedir.